Skip to content

Sandalye Tasarımları

Sandalyenin Tarihsel Gelişimi

Sandalye neolitik çağda Çatalhöyük’te İ.Ö. 7 bin yılında tanrıçalar için tasarlandığı söyleniyor.  Sandalye, Mısır uygarlığında  Firavunlar, Mısır ve Mezopotamya, Eski Yunan ve Roma uygarlıklarında hükümdarlar daha sonra sanatçılar yöneticiler ve halk için üretildi.

Orta çağda dinsel sınıf ve asiller için sipariş üzerine ve özel olarak el işçiliğiyle üretildi.

XIV. Louis döneminde  (1643-1715)  Fransa’da mobilyalar daha görkemli bir hale geldi. Arkalıklar yükseldi ve tepeleri yuvarlak bir biçim aldı.

Thomas Chippendale’in The Gentleman and Cabinet­maker’s Director (1754; Beyefendiler ve Mobilyacılar İçin Rehber) adlı kitabında görülen fiyonk arkalıklı sandalyelerle “Fransız sandalyeleri” Rokoko beğenisinin sonuçlarıydı.

Amerika mobilyacıları genelde, 17. yüzyıl sonlarına ait İngiliz üsluplarının yalınlaştırılmış uyarlamalarını benimsediler. 18. yüzyıl­da en çok Windsor sandalyeleri tutuldu ve İngiltere’dekinden daha büyük bir gelişme gösterdi.

Gerrit Thomas 1917 yılında Kırmızı Mavi Sandalyesini tasarlarken yığınsal olarak üretilebilecek, ucuz, dolayısıyla herkesin rahatça satın alabileceği mobilyalar yapmak vardı aklında. “Özellikle” diye vurgulamıştı, “Sandalye, tornadan çıkmış basit parçalardan oluşan, bir mekansal yaratının, güzel bir şey yaratmanın olanaklı olduğunu göstermek içindi”

19. yüzyılda İngiltere ve Fransa, sandalye modasını yönlendirmeyi sürdürdü; ama da­ha çok geçmiş dönemlerdeki modeller uyar­lanıyordu. Bu yüzyılın en ilginç sandalyesini Avusturyalı Thonet yaptı. Adıyla tanı­nan ve günümüzde bile kullanılan bu san­dalyenin bacakları ve arkalığı ağaç dalları­nın kıvrılmasıyla oluşturuluyor, oturma yeri de hasırla örülüyordu.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra Macar asıllı ABD’li mimar ve tasarımcı Marcel Breuer tek bir çelik boruyu bükerek, dört ayrı bacak üstüne oturmak yerine sürekli bir çerçeveden oluşan ilk “metal boru san­dalye”yi yarattı.

Alman asıllı mimar Mies van der Rohe’nin tasarımı Barselona koltuğu (1929) zarif kıvrımlı çelik iskeleti ve düğmeli deri döşemesiyle çağdaş bir klasik oldu.

İsviçre asıllı mimar Le Corbusier ve Finli mimar Alvar Aalto bükül­müş kontrplak sandalyelerle denemeler yaptılar.

Amerikalı tasarımcı Charles Eames ve Fin asıllı mimar Eero Saarinen kalıpla elde edilen biçimleri hem kontrplak­tan, hem plastikten yapılma bütün sandal­yelere uyguladılar.

Endüstri devriminden itibaren geliştirilen teknolojilerle büyük halk kitlelerine pazarlanmak üzere yeni bir anlayışla tasarlanmaya başladı. Modern hareket adını alan büyük tasarım sürecinde gerçekleştirilen sandalye bu süreci izleyen karşıt akımlarla bütünleşerek çağdaş örnekleriyle  günümüze ulaştı..

Kaynakça:

http://www.redmoli.com/sandalye-ozellikleri-modelleri-tarihi-ilk-sandalye-ne-zaman-yapildi.html

http://www.bsmsandalye.com/ek.php?u43r=2&u43r1=13&st=1&baslik=20.yy’da%20Mobilya%20Tasar%FDm%FD

Reklamlar

Luigi Colani – Endüstriyel Tasarımın Dali’si

“Dünya yuvarlak. Etrafındaki her şey yuvarlak. Hepsi, ya kendi etrafında yada eliptik bir eksen etrafında dönüyor. Bu, mikrokosmik canlıya varıncaya kadar böyle. Neden her şeyi açısal yapmaya çalışan ‘düz’ kitleye katılayım? Galileo Galilei’nin felsefesini devam ettireceğim: benim dünyam da aynı zamanda, yuvarlak.” Colani

60 yılı aşkın süredir endüstriyel tasarımın içinde olan profesör Colani tasarım anlayışını ‘biodinamik’ adını verdiği yuvarlak ve organik formlara dayandırır ve geleneksel tasarımdan üstün olduğunu iddia ettiği bu anlayışı şiddetle savunur.

80 yaşında olan Colani günümüzde ergonominin büyükbabası sayılırken Zaha Hadid, Karim Rashid ve Marcel Wanders gibi isimlerin onun ayakizinden gittiğini ve esinlendiğini söylemek yanlış olmaz.

1969’da tasarladığı ‘Mutfak Uydusu’ bu ekolün en sağlam örneğidir. Futuristik yapısı ile sanki bir uzay aracının parçası görünümlü mutfak aslında oval olan evin dış modülü olarak tasarlanmıştı.

Colani’nin temel prensibi, hareket etmeden her şeyin elinizin altında olduğu bir mutfak tasarımıydı. Yuvarlak ve organik formların temelinde Colani’nin sürekli savunduğu insan ergonomisiyle bütünlük anlayışı yatar.

"Form işlevi izlemez duyguları izler" açıklamasını yaptığını 1994 yılına ait televizyon tasarımı.

Bauhaus ekolünün ana vatanında doğmasına rağmen, ekolün formla ilgili düşünce yapısına tamamiyle karşı çıkan ve formun duyguları izlediğini söyleyen Colani tasarımlarının organik olduğunu savunur. Hatta bir röportajında, %90 doğa ve %10 ise Colani olduğunu söyler. Özellikle, böcekler ve deniz hayvanlarından etkilenen tasarımlarında aslında gizli birer cinsellik teması da yatmakta.

Araba tasarımı ve aerodinamik geçmişe sahip Colani, bize daha var olmayan, farklı bir dünyanın yansımasını sunuyor tasarımlarında.  Tasarımlarının problem çözmekten öte stilize olduğunu savunanlara verdiği cevap ise, yaptığı her şeyin günümüz teknolojisiyle mümkün olduğu ve onun sadece formla biraz oynadığıdır.

Sadece “verimlilikle” ilgilenen Alman tasarımı tarafından dışlanan Colani aslında yüksek teknolojiyle sanatı harmanlıyor.

Küçük ölçekli tasarımlarının bir çoğu üretime geçmiş olsa da ütopik sayılabilecek mimari yapıları, yüksek performanslı ve büyük araba ve kamyonlarının bir çoğu tasarım müzelerinde ve sergilerde. Ancak bu, araba tasarımcılarını ve araba endüstrisini etkilemediği anlamına gelmiyor. BMW, Ferrari gibi dünyaca markalar yarış arabalarında Colani’nin esintilerini barındırıyor.

BMW700 Colani’nin 1959 yılında tasarladığı yarış arabası.

Colani’nin hız tutkusu ve tasarım anlayışının birleşimiyle ortaya çıkan araba tasarımları aerodinamiğin katkılarıyle bambaşka boyutlara taşınıyor.

Colani, alışagelmiş anlayışı kırıp yuvarlak formları ve insan ergonomisiyle bütünleştirdiği araba tasarımlarıyla Milan’da bir kez daha görücüye çıktı.

Colani’nin gelecekten beklentilerini yansıttığı tasarımları belki bizim için uç ve sıradışı algılansa da organik formlarının katkıları yadsınamaz.

Bunun en büyük örneklerinden bir tanesi ise 1986 yılında Canon için tasarladığı fotoğraf makinasıdır.

Canon, in-house tasarımcılarıyla beraber çalışmak üzere çağırdığı Colani’nin ‘biodinamik’ ve yuvarlak formlarından yararlanmak istiyordu.

Colani ‘biodinamik’ tasarımlarının nedenini doğaya ve doğada her şeyin yuvarlak formlu olmasına bağlıyor. Ona göre, o sadece doğanın kanunlarına uyuyor.

Algı sınırlarını zorlayan bazen sanki fotoşoplanmış gibi duran futuristik tasarımları belki de geleceğe bir pencere açıyor. Onun tasarımlarını ya seversiniz yada nefret edersiniz kesinlikle orta noktası yok. Ama herkesin hem fikir olduğu bir nokta varsa o da Colani tasarım anlayışını heyecanlandırıyor. Kalıplaşmışın, alışagelmişin dışına çıkartıyor bizleri ve sorgulatıyor. Neden olmasın?

Kaynakça:

http://www.telegraph.co.uk/culture/art/3663650/Form-follows-emotion-not-function.html

http://www.darkroastedblend.com/2008/05/extravagant-designs-by-luigi-colani.html

http://designmuseum.org/design/luigicolanihttp://designmuseum.org/design/luigi-colani

Bisiklet Tasarımları

Bisiklet insanoğlunun keşfettiği en ilginç icatlardan biridir. Bisikletin temel prensibi hareket halindeyken dengede kalabilme yeteneğidir. İnsalık bu durumun farkına vardığında bisiklet içinde ilk adımlar atılmaya başlandı ve günümüze kadar bir çok bisiklet tasarımları ortaya çıktı.

İlk bisiklet 1791‘de Sivrac‘ın bisikletiydi. Bunun bir direksiyonu (gidonu) bile yoktu.

1818‘de ilk defa gidonlu bisiklet bulundu (Karl Drais) ve 1839‘da Mac Millan‘ın ilk pedallı bisikleti buluşu bu günkü bisikletlerin taslağını oluşturdu.

Leonardo Da Vinci’nin çizimlerini kullanarak ilk pedallı bisikleti üreten Kirkpatrick Mac Millan‘dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya’da yapılan bu bisiklet, halen Londra Science Museum’da sergilenmektedir.

 1855‘te Fransız Ernest Michaux‘un bisikleti pedalı etkin olarak kullanmıştır. 1870‘ten sonra geliştirilen yeni bisikletlere “Bicyole” denilmiştir.

İlk seri üretim bisiklet “Michaux Company” tarafından yapılmıştır. Şirket, yılda yüzkırk bisiklet üretiyordu. Bisikletin ilgi görmesi dönemin devlet adamlarının de dikkatini çekmiştir. 1800‘lerin ikinci yarısında Fransa Savunma Bakanlığı, bisiklet üretimine destek vermiş ve 1871‘de imal edilen bisikletler Almanya ile yapılan savaşta kullanılmıştır.

Bir çoğumuzun eğlencesi olan bisikletin tarihi kısaca böyle diyebiliriz. Gün geçtikçe ve teknoloji geliştikçe ortaya çıkan bisiklet tasarımları da yepyeni boyutlar kazanmıştır. Temel olarak bisiklet şekli aynı kalmış olsa da birçok yenilik katılarak teknolojiye ayak uydurmuştur. Bisiklet tasarımına şöyle bir göz atalım dersek eğer…

Nils Sveje tarafından tasarlanan bu bisikletin en temel özelliklerinden biri şüphesiz kablosuz bir tasarım olması. Fren ve vites değişikliklerini kablosuz olarak pedaldan ve direksiyondan yapıyorsunuz.

Lukas Jungmann‘ın tasarladığı bisiklet AUDI marka ve alışılmışın dışında bir gövde tasarımına sahip.

Thüring Lukas‘ın tasarımı elektrikli bisiklet olması ile farklı bir model. Arkada 1 ve önde 2 tekerlek olmak üzere 3 tekerlekli bir bisiklet. Güvenlikli olması bakımından arka ve önde stop lambaları bulunuyor, bisikletin arka tekerlek üzerinde ufak bir bagajı da mevcut.

André Costa‘nın tasarladığı bisiklet, dağ bisikleti ile şehir bisikleti arasında bir model ve en önemli özelliklerinden biri fazla yer kaplamıyor olması. Bisikleti kolaylıkla katlayıp toplayabiliyorsunuz. Daha az yer kaplaması ile tatile veya geziye giderken aracınızın bagajına rahatlıkla yerleştirebiliyorsunuz.

Sanghyun jeong & Jun-Tae Park adlı tasarımcılarının elinden çıkan bu bisiklet kompakt bir tasarım. Şehir hayatının karmaşasının üstesinden gelebilmeniz için tasarlanmış ve toplandığında çok çok az yer kaplıyor.

Yongjin Lee‘nin tasarımı, gövde tasarımını Seul’un önemli nehirlerinden biri olan Han nehrinden alan farklı bir bisiklet.

Junkyo Lee‘nin tasarımı eşsiz bir gövde tasarımı ve hırsızlıklara karşı kilit sistemi bulunuyor.

Yong-Bum Lim & Park Jong-Soon‘un tasarımı polikarbon bir gövdeye sahip olan ve gün içerisinde bisikleti sürerken enerji depolayan bir özelliği bulunuyor. Bu enerjiyi gece veya gündüz herhangi bir zamana diliminde bilgisayarınız için kullanabilirsiniz.

Dong-ha Kim & Kyeongpyo Cho ikilisinin tasarımı olan bu bisikletin en önemli özelliği zincirsiz olması ve tabi ki gövde kısmının X harfini andırıyor olması. Aynı zamanda katlanabilme özelliği sayesinde daha az yer kaplıyor.

Shin Hyung Sub Shin‘in bu tasarımı bisiklet amacının yanında farklı fonksiyonları da içinde barındırıyor. İlk başta bisiklet olma özelliği taşıyor elbet ama bunun yanında eşyalarınızı taşıyabilmeniz için kompakt bir tasarım düşünülmüş. Ön ve arka tekerlekler orta gövdede katlanıp toplanabiliyor ve bu seyede taşımanız gereken çanta vb. için uygun bir şekil alıyor. Şehir içerisinde oldukça kullanışlı olabilecek bir tasarım.

Jung Geun Tak & Shinhyun Kang of T.A.K Studio tasarımı olan bisiklet için GPS olur mu olmaz mı demeyin. Bu bisiklet GPS ile birlike geliyor. Direksiyonunu katlanabilir olması, koltuk yüksekliğinin koltuğa otururken bile ayarlanabiliyor olması diğer bisikletlerde olmayan bir özellik.

Jihyeong Kim çevreci bir eko bisiklet tasarlamış. Elektrik enerjisi ve insan gücü ile çalışan bir sisteme sahip. Elektrik motoru bisikletin arka kısmında yer alıyor. Aynı zamanda yağmurlu havalarda kullanmanız için koltuğun altında yer alan yağmurluk sizi bekliyor.

Ve bunlar gibi daha nicesi…

Origami ve Tasarım

1. yy’a dayanan Origami yani Japon kağıt katlama sanatı, günümüzde bir çok sanat dalını etkilediği gibi tasarımı alanını da teknik, doku, desen ve konsept alanında etkilemektedir.

İki boyutludan üç boyutlu objeleri yaratmaya dayanan bu kağıt katlama sanatının tasarıma katkılarının başında yer kaplamayan katlanabilir ürünler, değişik form ve dokularda ortaya çıkan objeler olmuştur.

Kağıt tek başına zayıf ve kırılgan bir yapısı olsa da doğru katlama ve kesme ile gayet güçlü bir hale gelebilir.

19.yy’den itibaren hem sanat hem de eğitim alanında tüm dünyaya yayılan Origami sanatını önemli bir ekol olan Bauhaus da kullanmıştır. Bauhaus Okulundan Kağıt Katlama ve Kesme Dersleri                         Bauhaus Okulundan Kağıt Katlama ve Kesme Dersleri

Origami tasarımında geometri, süreklilik ve düzen önemli yer tutar. Bunun yanında şekil, şekilin üç boyutlu hali form ve strüktür de önemlidir.

 

Klasik katlamanın yanında ‘Cease Pattern’ adı verilen desenler de vardır.

                                 

Modüler yapılı olanlar birbirine geçmeyle birleştirilir.

                               

                                                     

Origami Etkili Tasarımlar

Yer kaplamayan origami süzgeç. Kalıptan çıkarılan polipropilenle üretilmiştir.

         

Çiçek Masa’nın tasarımcısı Japon Shige Hasagawa kağıt katlamadan esinlenerek 5 modülden oluşturduğu bu tasarımı birleştirmek için bir tane bile çiviye gerek yok.

         

Deri kaplama, geometrik dikişleri ve profilleriyle her yönden Origami esintileri barındıran tasarım İtalyan Andrea Lucatello tarafından yapılmıştır.

İnce katlanabilir malzemeden meydana gelen Origami Kaşık.

Mehmet Ermiyagil tarafından tasarlanan ‘Fly’ Masasının esin kaynağı en yaygın Origamilerden biri olan ‘Blintz’ Katlamadır.

 Isamu Noguchi tarafından tasarlanan bu üç ayaklı altıgen sehpa alüminyum katlama ile yapılmıştır.

Origami Çay Poşetlerinin yaratıcısı Rus Natalia Ponomareva Origami kuşlardan etkilenerek tasarladığı poşetler.

Tek bir kağıdın katlanmasıyla elde edilen Origami desenli lambalar.

                                                                                     

Katlanabilir Terlik

Kaynak: http://www.industrialdesignserved.com/gallery/ORIGAMI-SPOON-/86041

http://www.designswan.com/archives/every-origami-15-origami-inspired-product-designs.html

http://library.iyte.edu.tr/tezler/master/endustriurunleritasarimi/T000457.pdf

Red-Dot Tasarım Ödülü Kazanan Türkler

GULL KANEPE  :  AZİZ SARIYER

Alparda Mobilya tarafından üretilen kanepenin tasarımcısı Aziz Sarıyer.

Bu sandalyeyi bu kadar ön plana çıkartan detaylardan biri, estetik özelliğinin yanı sıra gelişmiş bir teknikle, kompozit malzemelerden kalıplanarak yapılması ve seri üretime uygun olmasıdır.

Kumaş veya deri ile kaplanabilen ürün estetiğinin üstüne estetik ekliyor.

Dünyanın en eski ve en prestijli tasarım ödülleri olarak kabul edilen Red-Dot Design Awards kazanan kanepe 4000m2’lik Red-Dot tasarım müzesinde 1 yıl boyunca sergilenecek.

Ayrıca sergi deyip geçmemek lazım çünkü Alparda Mobilya bu sergiden 1 milyon dolarlık şipariş almayı hedefliyor.

Kullanım alanı olarak hedeflenen yerler ofis, salon ve bekleme bölümleridir.

Kazandığı ödüller:

ETMK Tasarımla Kazananlar Ödülü (2007)

Design Turkey ‘de  Üstün Tasarım Ödülü (2008)

Red Dot Winner  Ödülü (2010)

Versatile Koleksiyonu : Yiğit Özer

Kütahya seramik adı altında üretilen seramik serisinin tasarımcısı Yiğit Özer.

 60 ülkeden 4 bin 433 farklı ürünü geride bırakan Özer, bu sayede ‘seramik çocuk’ lakabını kazanmıştır.

Bu karo serisini bu kadar ön plana çıkartan detaylardan biri, temel kare formunda olan karo ya yeni bir bakış açısı getirilmiş ve aynı zamanda 3 boyutlu koleksiyonunun özelliği çoklu kullanıma müsait olması ve tek bir karodan 20’den fazla dizilim yapabilmeniz.

Dizilimlerden bazıları:

  

Henüz 27 yaşındaki tasarımcı Yiğit Özer, Versatile koleksiyonu ile tasarım alanında dünyanın en büyük ödülü olan

Red Dot Design Award Best Of The Best 2011”i kazandı.

Esta Çaydanlık : Korkmaz Tasarım ekibi

Korkmaz tasarım ekibinin ellerinden çıkan bu ürün çaydanlığa yeni bir özellik dahil etmiş.

Bu çaydanlık takımını ön plana çıkartan en büyük özelliği, kilitli kapakları sayesinde devrilme ve düşme gibi kazalarda dökülmemesi.

Buhar kesme özelliğine de sahip bu ürün aynı zamanda tutma sapları da dökme silikon olduğu için elinizi yakmıyor.

Esta Çaydanlık Takımı’nı tasarımından üretimine yaklaşık 16 ay zaman harcanmış ve toplamda 250 bin dolarlık bir yatırım gerçekleştirmişler.

Korkmaz, Esta Çaydanlık Takımı ile Red Dot Design 2011 ödülüne layık görülmüştür.

Essen kentindeki Red-Dot müzesinde sergilendikten sonra dünya turnesine çıkacak. Gezici müze, sırasıyla Tokyo, Moskova, Singapur, Dubai, Kore ve Hong Kong’daki sergilenecek.

4U Koltuk : Ece Yalım ve Oğuz Yalım

Nurus firması için tasarlanan bu ürünün tasarımcısı Ece ve Oğuz Yalım.

 Genel mekanlarda, sosyalleşmeye teşvik eden bir oturma ünitesi olarak tasarlanan bu ürün, farklı ölçülerde oturma hücreleri ile yan yana, sırt sırta ya da yüz yüze olmak üzere farklı oturma biçimleri öneriyor.

Bu ürünle birlikte aldığı ödül sayısı 14’e ulaşan Nurus, Türkiyenin endüstriyel tasarım konusunda önde gelen firmalarından biri olduğunu kanıtladı.

49 ülkeden 1400 firmanın yarıştığı Red Dot Design Award 2009‘da ödül aldı.

Orientile Koleksiyonu : Can Yalman

Çanakkale Seramik & Kalebodur adı altında üretilen seramik serisinin tasarımcısı Can Yalman.

Osmanlı ve Selçuklu kültürlerinin zengin formlarını üç boyutlu seramiğe taşıyarak yeni bir boyut oluşturdu.

Geleneksel motiflerin zenginliğinden esinlenen Yalman, geçmişin izlerini modernize ederek günümüze taşımış.

Can Yalman’ın Çanakkale Seramik & Kalebodur için tasarladığı OrientileKoleksiyonu ‘red dot award: Product Design 2009’ ödülünü kazandı.

Tekirdağ Rakı Ambalaj Tasarımı : Gamze Güven 

Tekirdağ Rakı ailesi tarafından üretilen ve ödül getiren tasarımın sahibi Gamze Güven.

Güven’in ulusal ve uluslararası düzeyde kazandığı tasarım ödüllerinin sayısı 100’ün üzerinde.

Çalışma hayatına Eczacıbaşı’nda başlayan Gamze Güven Mey İçki, Eti, Komili, Vitra, Altıparmak Bal, Şişecam, Opet gibi markaların yanı sıra Alman Ritzenhoff, İtalyan
Bodino markaları içir tasarımlar yapmıştır.

Red Dot Design Awards “Communication Design 2011” almaya hak kazanan Güven, yanı sıra Observeur du design 24. TSE Altın ambalaj  yarışmalarından da ödül kazandı.

Odysseus Bulaşık Makinesi, Aramides  ve Lissotis Çamaşır Makinesi, RC 3900 ve RC 3910 Uzaktan Kumanda:

Vestel Tasarım Ekibi

Ürettiği bir çok ürünle bir çok yarışmadan ödülle ayrılan Vestel de tasarımlarına özen gösteren firmalardan biri olduğunu kanıtlıyor.

Odysseus Bulaşık Makinesi,  kullanım kolaylığı ile  Red Dot Design Award 2011′i kazanmıştır.

Aramides Çamaşır Makinesi ile red-dot award  product design 2010

Lissotis Çamaşır Makinesi ile red dot award: product design 2010

 RC 3910 Uzaktan Kumanda ile Red Dot award: product design 2009

RC 3900 Uzaktan Kumanda ile Red Dot award: product design 2009

ve daha bir çok yarışmadan ödüller kazanan Vestel…

Grundig 26” LCD TV, OVO727C : DesignVena Tasarım Ekibi

Serhan Güzelderen ve Erkan Şahin’in tasarladığı

 GRUNDIG 26″LCD TV  ile 2005 yılında Red Dot Design Award kazanmıştır.

OVO720C adında ki yat 7,5 metre uzunluğundadır.

 05 Temmuz – 01 Ağustos 2011 tarihleri arasında  Red Dot tasarım müzesinde sergilenmiştir.

DesignVena bu yat tasarımı ile Red Dot award: product design 2011 ödülüne layık görülmüştür.

Blomberg Bulaşık Makinesi, BKS2520 Kanguru süpürge ve LED TV

Beko Tasarım Ekibi

Blomberg Bulaşık Makinesi ile Red Dot Design Award 2005 ödülüne layık görülmüştür.

 BKS 2520 Kanguru Süpürge isimli tasarım; estetik, inovasyon, fonksiyonellik, ergonomi, ürün kalitesi, çevre duyarlılığı gibi kriterleri sayesinde Red Dot Design Award 2008 ödülüne layık görülmüştür.

Beko Led Tv ile  Red Dot – Honourable Mention 2010 (Onur ödülü) layı görülmüştür.

Elvin Tekstil Tasarım ekibi

Elvin Tekstil  3.203 tasarımınarasından sıyrılarak, tekstil alanında Red Dot Tasarım Ödülü’nü kazanan ilk Türk firma oldu.

Koleksiyon İstanbul Serisi : Orhan Irmak

ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nden birincilikle mezun olan Orhan Irmak,

Koleksiyon İstanbul Serisinin tasarımcısı.

Orhan Irmak, 2004 yılından bu yana Gökhan Irmak ile beraber kurdukları Orhan Irmak Tasarım’da reklam ve tasarım direktörü olarak görev yapıyor. Orhan Irmak Tasarım bugün Türkiye’nin lider markalarının yanı sıra Avrupa ve Orta Doğu’da birçok müşterisine tasarım hizmeti vermektedir.

Irmak, ambalaj tasarımı alanında  “red dot award: communication design 2007”

ve

 “red dot: best of the best”

ödüllerini kazandı.

Snow White Porselen Whisky : Oya Akman

Endüstri tasarımcısı Dr. Oya Akman’ın bu ilk ödülü değil.

Ulusal ve uluslararası yarışmalarda da birçok birinciliği bulunan Akman,

“Ürünüme çok güveniyordum ama 10 kişilik küçücük bir atölyede ürettirdiğim bu bardakların dünya devlerine meydan okuyarak ödül kazanması yine de beni çok şaşırttı” diyor.

Bu tasarımıyla Akman Red Dot Design Award 2008 ödülünü kazanmıştır.

“Su” ve “Affogato” Bardakları : Yeşim Bakırküre

Kahve dünyası için tasarladığı bu bardaklar, yenilik derecesi, işlevsellik, biçimsel kalite, ergonomi, simgesel ve duygusal içerik gibi kriterlere göre ve başarılı detay çözümlemeleriyle, sıra dışı tasarım değerlendirmesi kazanarak endüstrinin en iyileri arasında yer aldı.

Cam bardak serisi’nin konsepti, farklı her bir içeceğin görsel olarak da hafızalara yerleşmesi fikri üzerine kuruldu. El yapımı bardaklar, Paşabahçe’nin Denizli Tesislerinde cam üfleme tekniğiyle üretildi.

Tasarımı “red dot design award – honourable mention 2010” u Bakırküre’ye getirdi.

Fruitbowl : Umut Demirel

Umut Demirel’in tasarladığı bu sürahiyi diğerlerinden farklı kılan özelliği, üzerinde ki açılı çizgileri sayesinde içindeki sıvıyı dökerken aynı zamanda miktarını da görebilmeniz.

Bu ürünle “red dot: best of the best 2011”  kazanmıştır.

Cynomy : Doğan Şekercioğlu

Tasarımın amacı, karışık ve hassas bir hal alan inşaat sektörü için daha net sonuçlar almak için tasarlanmış bir uzaktan kumandalı yıkım aracı konsepti.

Tasarladığı konsept ürünle bir çok kişiyi geride bırakan genç tasarımcı,

RedDot Design Award 2010 u kazanmıştır.

HOC : Cenk Aytekin

İlk bakıldığında inşaat sektörü için tasarlanmış gibi görünse de aslında bu ürün, kazalardan afetlerden insan kurtarmak için tasarlanmış.

Sanayi tipi ürünlerden çok daha hassas geliştirilmiş.Bunun nedeni ise işin içine insan faktörünün girmesi

Bu tasarım, Aytekine RedDot Design Award 2011 kazandırdı.

Ambalaj Tasarımı

Bir ürünü seçerken form, grafik ve işlevsellik önemlidir. Bütün bunlar ürünü sattırmalı, korumalı ve ürünün kullanımına yardımcı olmalıdır. Peki piyasada bu kadar çeşit ürün varken, sizin yaptığınız tasarım nasıl sıyrılıp tüketicinin ilgisini çekecek?

Tüketicilerin %70’i bir ürünü almaya mağazada karar verdiklerine göre ürünü sattırmak için sadece üç saniyeniz var. Bir markette 400.000’den fazla ambalaj olduğunu varsayarsak yaptığınız tasarım kesinlikle doğru işlemeli. Ürün ile tüketici arasındaki o karar anında belki de sizin ambalaj tasarımınız yatıyor.

Ambalaj tasarımcılarının müşteriyi rafa çekmek için iki aracı var; grafik ve form. Grafik, güzel görünmekten ziyade basit olmalı.

New York Şehri Sağlık Departmanı tarafından düzenlenen yarışmada birinci gelen kondom paketi tasarımı.

Rengine gelince, bir ürünün rengi müşterinin o üründe aklına gelen ilk şeydir. Tasarımcı olarak tasarıma başlarken ürünün rengiyle mi gidilecek yoksa alışagelmiş rengine meydan mı okunacağına karar verilmelidir. 

Smirnoff”un alışagelmiş ambalaj tasarımı yerine aromalarına göre tasarlanmış meyve dokulu bu ambalajla tüketicilere ürünün üstünü soyarak ulaşma zevkini yaşatıyor.
Coca-Cola’yla özdeşleşen kırmızı rengin yerine metalik renkli tasarımı.

Bazen en etkili ambalajlar yalın olanlardır. Ambalajın üzerindeki renklerin çokluğu müşterinin ilgisini dağıtabilir ve maliyeti arttırabilir.   Tasarım aşamasında bir hikaye kurgulamak bugünlerde popüler olan bir olgu. Bu, hem tasarım aşamasına yardım eder hem de tüketiciyle duygusal bir bağ kurulmasına tabi eğer kurgu aktarılmak isteniyorsa.

Bu saç bakımı ürünü aynı zamanda yaşlanmayı da geciktiriyor ve kıvrılabilen yapısı zamanı geri almayı çağrıştırıyor.

Peki formun ürüne sağladığı faydalar nelerdir? Ürünü bulunduğu yerin öne çıkmasını sağlar yani tüketicinin ilgisini çeker.

1908’de geliştirilen bu üçgen ambalaj artık Tobleron denince akla gelen form halini almıştır.

Coca-Cola firmasının yıllara gören değişen formları.

  El ile ilişki ürünlerin formlarına bir kaç örnek;

Ambalaj tasarımının amaçlarından briri de ürünün korumasıdır. Genellikle tedarik zincirinin son halkası yani tüketiciye ulaştıktan sonrası için düşünülen bu anlayış aslında bütün süreci kapsar.

Türkiye’de de satılan kozmetik, banyo ve vücut bakım ürünleri yapan butik firma Molton Brown, yuvarlak kutu tasarımıyla hem mağazalarda çok yer kaplamadan saklanabilmesi hem de müşterinin tekrar kullanalabilmesi için tasarlanmıştı. Bu  tasarımdan sonra satışları %50 arttı.

Ürünün kullanımına yardımcı olur.

Bu yoğurdu yemek için kaşığa ihtiyacınız yok.

Sütün son kullanma tarihine yaklaştıkça rengi değişiyor.

Üreticiler hem çevresel hem de finansal yönden malzeme kullanımını en aza indirmeye çalışırlar. Ülkemizde geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğe olan bilinç az olsa da özellikle Avrupa ülkerelerinde tüketicinin bilinci ambalaj tasarımında sürdürebilirliğin ve geri dönüşüme olan sorumluluğun artmasına yardım ediyor. Örneğin aynı tip malzemeyi kullanmak geri dönüşümü kolaylaştırır.

Çevreye verilen zararı minimuma indirmek için ambalajın sürdürülebilirliği tasarım aşamasında kullanılacak malzemenin seçilmesinde önem taşır.

Geleneksel olarak belli materyaller belli ürün gruplarına yöneliktir.Örneğin; alkol camda, temizlik malzemelerinde plastik ve mısır gevreklerinde de karton kullanılmasaı gibi. Ancak ambalaj tasarımcıları bu alışagelmiş anlayışı kırmak ve geleneksel olmayan materyal kullanarak tüketicilerin algılayış biçimlerini değiştirmeye ve ilgilerini çekmeye çalışıyorlar.

Bazı Ambalaj Tasarımı Örnekleri:

2010 Kış Olimpiyatları

Doğal Parfüm

Daha Fazla Seks Yok

Kaynak: http://www.topdesignmag.com/unconventional-and-creative-packaging-designs/                                                                                                                                 
http://www.designboom.com/weblog/cat/8/view/9524/new-official-nyc-condom-package.html                                                                                                                  
http://abduzeedo.com/stylish-white-package-design-inspiration                                                                                                                                           
http://www.designcouncil.org.uk/about-design/Types-of-design/Packaging-design/                                                                          
http://www.boredpanda.com/creative-packaging-designs/
http://www.pentawards.org/

Çirkin Tasarımlar

Sadece iyi tasarımdan, başarılı tasarımdan mı bahsedeceğiz peki? Her gördüğümüz ürün gerçekten de bir tasarım harikası olabilir mi? Ben beğenmediğim zaman bu benim ürünü tam algılayamamış olmamdan mı kaynaklanıyor yoksa gerçekten de bazı ürünler… Çirkin mi?

Alman Hannes Grebin tarafından tasarlanan bu koltuğun adı, Rahat Sert Kenar (Cosy Hard Edge). Adıyla pek örtüşmeyen görüntüsüne rağmen Grebin endüstriyel tasarımın sınırlarını zorladğını söylüyor. Gerçekten de başarmış.

11.000 Euro olan bu bank (Tree Trunk Bench) gerçek bir ağaçtan yapılmış. Ancak gövdesini taşıması zor olduğu için de sadece sandalye kısımları satılık. Yani odunuzu kendiniz alın.

ugly products

Tabureye oturacaksam neden rahatsız hissi versin isterim ki? O zaman taşa otururdum değil mi? Tasarımcı Jimmy Kessler bu sorunun yanıtını bulamamışa benziyor.

Sanki sandalye kusan bir kütleyi andıran bu tasarımı yapan Nacho Carbonell, kamusal ve özel hayattaki insan davranışlarının araştırmasını yapmış ve kişiye kaçabileceği özel bir yer sunmuştur. Dahası da var…

Kamusal alanda özel dakikalar.

Japon korku filmlerindeki küçük uzun saçlı kız çocuklarını andıran bu lambaya farklı saç modelleri de verebiliyorsunuz!

Liposuction ile alınan yağların adeta geri dönüşümü olan bu sandalyenin adı XXL.

Konforlu görünmeyen, rahatsızlık veren bu ürünlerin belki de içinde barındırdığı amaç budur. Sınırları zorlamak, yeni form arayışlarıdır. Endüstriyel ürünlerden çok bir sanat ürünü veya deneysel yaklaşımlı da olabilen bu ürünler kısaca çirkin de olabilir. Yorumu bize kalmış. Satın alıp almamak da.

Kaynakça: http://www.gicleeguru.com/2010/05/ugliest-design-in-the-world/#more-339

http://www.dezeen.com/2008/04/28/evolution-by-nacho-carbonell/

http://pophangover.com/2009/07/21/nominees-the-ugliest-products-of-2009/